Etiketler

28 Ağustos 2012 Salı

ben-4

Mutlu günlerim olmadı mı hiç?3 tanesi hep içimde canlı: yaz aylarında anne köyde küçükken inekleri güderdim,yaz ,ama o gün hava soğudu ,çok üşüdüm,bir buzğa vardı,yattı, bende yanına kıvırıldım ,belki bana anne sevgisini hissetirdi ,bilemiyorum,ama ne zaman üşüsem o buza aklıma gelir,o güven hissi,başkasında asla bulamadım o güveni kendimden başka bir daha bulamadım.Çocuklarımın doğudu günleri de asla unutamam,sadece ilkinde babası hastaneye gelipte benden değil de köyün ebesinden aldığı haberi beni çok kırdı,acaba ebe mücdeyi vermeseydi nezaman haberi olurdu?Yine her mutlulun arkasında siyah noktalar .Siyah dedim de ,sihay giymeyi hala seviyorum .Büğüdüm memlekette ,başka dinden insanlarla yetiştim ,aslında din yasaktı,arkadaşlarım da fazla birşeyler bildiklerini pek sanmıyorumArkadaşımla bir gün okuduğumuz kitaplardan konuşuyoruz ,karar verdik okulu bitirdikten sonra rahibe olamaya ,ha,ha müslüman ve rahibe,ama ben o zaman bildiğim tek şey Allah ve bulgarların Gospod dedikleri şey aynısı olduğunu.

ben-3

Bizde il okul 8-e kadardı,lise ise orta okul denirdi.Okula gitmeyi seviyormuydum bimiyorum,işe gider gibi bir histi,sınıfta tek türk bendim,sınıftakiler ,hele ilk okulda pek önemsiz değildi ne olduğum sınıf arkadaşlarım için,ama öretmenler ....gıcık olsun diye bir sene yaz okuluna bıraktılar,sonra artık nefret ettim okuldan .Çalışan ağilelerin çoçukları öğleden sonra yine okula toluyorlardı,okulun lokantası vardı,ama benim orada yemem şansım yoktu,içkiden para artmıyordu ki.Okul evden 20-30 dak.uzktaydı bir çocuk için ,evde yemek yediğimi hatırlamıyorum,1-2 sayfa okuduğum kitaptan yemek yerine okurdum,lokantaya gitçyan da ,yemek yicyan da,okula geç kalırım.Okulda öğleden sonra ödevlerimi yapardık,başımızda biz kel,çirkin evde kalmış erkek kurusu vardı,hep sevgilerine mehtup yazardı,bize verir postaneye götürürdük,bana sıra geldiğinde gitmek istemedim,tekme,tokat,pis fes ...gittim,ağile yok ki söyleyeysin...Bir de türk olduğum için öğretmenlerin çoğu beni sevmezdi,ben de onları sevmezdim,müzikte düşük not almıştım,tam bu ırkçılıktan isyan etiğim yıl.Ya ,herkes bülbül olamaz ki,o kadar büğüleyici kitap varken, şakıcı olmayacaksam niye notaları okuyayım ki ,şarkı söyleyemiyoru,ses kargadan daha beter not düşük.Etekler tutuştu,ağileyin dikkatini nasıl çakeceğim...çok kolay ,silgi ile sil,notu düzelt ,oldumu ?Olmadı ,zaten hayatta kalmayı her şeye rağmen başardım ,bir de not düzeltme hayal kırıklığı,aman ,şarhoş babanın duydu gurur kaç tane bira bir kerede içilir ,küçük kızı ile restoranta kaçtane köfte yemek ..bu gugurdan daha büğü ne olur ki?A içki demişken,bi gün işten geldi,her şeyi kırıp geçirdi,koşa ,koşa sağılık ocağa gittim,geldiler sarhoşu götürdüler,doktor yan apartmanda yaşıyordu,teklif etti onlarda kalalım,salmadılar.O apartmanda bir tük ağilesi vardı,baba gibi baba vardı,anne evde çocuklarına bakıyor,nefis yemekler pişiriyoriherhalde bunları dile getirmişsim ki yasakladılar o ağileye gitmeyi.Zaten pek etkilenmedim,benim saklı,çok mutlu hayatım vardı:kitaplarımdaki insanlar.Biri bana sordu geçen gün:kitap okuyupta ne oldun....ami kafayı sıyırmadım,neredeyse yani,,hala şimdi bile çatlaklık var bende ,ama ben buyum ,tabi ölüme aşık oldum günlerim de çok oldu,o kadar denemelerime rağmen ölümüme kavuşamadım ,şimdi belki hayatımın en iyi günleri,ama pişman da değilim bu intahar denemelerime ,2 güzel çocuk geçmişin hayaletini asla silemezler,hayatımdaki kara günler beyaz günlerimi neredeyse kaplıyoru.

ben-2

ama çalmamıştım,korkmuştum ,bu 2 lira ile bir çocuk neler alır,nelel,içkiye gitmesin diye buldum demiştim,bana kalsın istemiştim ,sevdiğim gofretleri,limonata almak istemiştim,ama olmadı,yine biraya gitti.Çok ''şanslıydım'',kızlarını gezilere salmazlardı pek,ama ben bütün yaşadığım ülkeyi gezmiştim ,o para da artan paraydı,geri çemirmişlerdi,ama bana nasip olmadı.Kendi çocuklarımı çok zor salıyordum okul gezilerine ,şimdi anneyim ve daha iyi anlıyorum neden sadece beni salıyorlardı bütün okul gezilerine ......Gezileri seviyorum ama artık sadece tv.belgesellerinde .Benim evim ,benim kalem,şu anda ev gerçekten benim gibi hissediyorum ,beni evden çıkarmak problem,biyerlere gitsem bile panilerim.Ama benim evimde nazar değymesin huzur,mutluluk var,ya evlenmeden önce yaşadığım ev,hayat..o benim değil gibiydi geliyor şimdi .
     Evde misafirler genelde sarhoş ağileler,her zaman içki parası bulunur,ama çocuklara bir limonata parası çok zor.Evde en çok galiba içkiden sonra ,kavgalar,dayaklar en çoktu bulunan.Dayak yiyen anne balkondan kaçıp da çocuklarını hiç düşünmeden günlerce bir yerlerde saklanan ama nedense kocasını imkanı oldu halde terketmeyen bir anne :kocamdır,sever de döver mi derdi kendine.

ben...1

-teyze ,kuran mı okuyorsun ?
-hayır,roman.
-senin bu yaşında kuran okuman lazım.
-kuranı günahları olanlar okusun,tabi bu onları bu da  kurtarırsa .
Veya :aaaa,teyze ,sen bu yaşında kitap mı okuyorsun ?16 yaşlarında kız çocuğu iğrenerek soruyoru .
Nadiren de olsa aferim de alıyorum .
   İlk ve en büğük aşkım kitaplara gömülmek,her şeyi unutmak ,güzel hayatlar yaşamak,sanal da olsa .Yaşadığım ülkede çok kütüphane vardı,ilk 1 sınıfı bitirmeden yazıldım kütüphaneye,ilk kitabın da şimdi düşünüyorum da geometri hakkında ydı ,hala o renkli çizimleri hatırlıyoru aradan 44 sonra bile .5 sınıfta 3 tane kütüphaneden kitap alırdım,sadece 3 tane 1 seferde alabilirdim
    Şimdi tombul tezye oldum,hayal bile edilemez ki ben de küçücük,sınıfın en kısa boylu,yazıf çocğuydum.Bir de hani bir tabir vardır ya :sokak çocğuu,sokaklarda geçti okula başlamadan günlerim.Yağımurda yazın sokaklarda akan sularda gezmek ne kadar zevkli olduğunu şimdiki çocuklar asla bilemez .Tavuk çiflikleri vardı ,dışarıdan yumurtlayan tavukların yumurtalarını toplar ,yiyorduk,her gün lokantadan fasul yemek bıkkınlık getirirdir.Bir de 4-5 yaşında çocuk ne kadar cani olabilir:hatırlamıyorum nasıl yakalardık kuşları,ama elimle kafalarını kopartığımı hatırlıyorum ,tüylerini yolup,çubağa geçirip kızartırdık,4-5 tane sokakta büğüyen çocuktuk.A ,kardeş denen şeyden bende de vardı ,ama onu ana okuluna vererlerdi,babaanne evinde göndererlerdi ,ben şanslı değildim,6 kuruş bırakarlardı ,öğlen yemekte 1 porsiyon kuru fasuliye almam için .Aslında ikinci aşkım,yemek yapma aşkı o lokantalarda başladı,hayal bile edemezsin ne mütiş kokular vardı ,ama ben kuru fasuliyeye talim olurdum.Bir de bakkala bira almaya gittiğimde ,serçe parmak kadar salamlar vardı ,çiği olarak satalardı,kırnaçe diyorlardı,42 sene sonra tadına baktım,o bakkalda limonata satarlardı,telden bir kapak ile kapalıydı ,şimdi bakıyorum o şişeler moda olmuş,boş olarak satılıyoru,ah neler satılıyordu bu bakkalda,hala gözüm önünde peyniri kantara koyup,gramajını tuturmak için bakkalcı keserken,peynirin kokusunu da hatırlıyorum,o zaman yiyemedim,şimdi peynire doyamıyorum.Bir de 'belite brezi'diye bir restorant vardı apartmanın yanında ,o ağışları çok severdim,ama sarhoş babayı eve gelmesini çarmaya gitiiğmde ,o pişen köftelerin kokusu...babalar yiyebilirdi,biz kokusu ancak alabilirdik.İlk yaşadığım apartmandan aklımda hiç hatıra yok,ama ikincisi...O kadar küçüktüm ki bir gün evde niye korktuysam çamaşır makinesine saklandım ,mardaniyelerine benzeyen bir makine.Bir de mahsen vardı,her dairenin biratene olurdu,kömür,ıvır zıvır koyuyorlardı.3-4 sene önce aklıma geldi niye ben bodrum tarzı yerlerden ürperiyorum :4-5 yaşlarında çırıl çıplak mahsene kilitlediler beni,boy küçük,lambayı açamadım,karanlıkta ne kadar kaldığımı da hatırlamıyorum,ceza almam sebebi :ya bez bebeği banyo yaptığım için ,ya kızlarının eteğini giyip da yırtığım için veya evden para çalıpta panayırda salıncaklarda harcadım .Hırsızlık da yatığım sayılır:bir derme çatma minicik bir dükan gibi bir şey vardı,tokalar,düdükler ,bir çocuğu cezbedecek her şey,öylen vaktiydi,önü çadır bezi ile kapıyorlardı,elimi bir köşesinden soktum,bahtıma bir düdük çıktı ,ötürdümmü önünde mini pervane gibi bir şey dönüyoru,korktum ,eve,yatağın altına attım.Bir de hırzızlık yapmadığım bir para için suçlandım: